
Hatırlıyordu. Sanki hiç ayrılmamış gibi. Dibi ssiyah uçurumu. Fırtınalar kopmuş, sürüklemişti çocuğu oraya. Ayakları kanamıştı, direnmekten rüzgara, elleri, yüreği. Yaraları taze. Acıdı ruhu. Uzun süre , tam kenarda, dengesizce durdu kenarda. Uçsuz görünen dibe baktıkça biraz kendini buldu belkide. Bir esinti daha bekledi “Beni yollasın benim yanıma yanıma” diye. Rüzgar dindi. Gün yüzünü gösterdi sırtında, ısıttı bedenini, bulutlar içinde. Bile bile yalanları döndü çocuk yüzünü güneşe. Koşmaya başladı hiç nefesi kesilmeyecekmişcesine. Koştu, nurun yüzüne. O ne? Yüzünde bir gülümseme? Aniden, hafif bir esinti geldi yüzüne. Kutuplardan kopup gelen bir haber gibi ifadesine. Ayağı kaydı ve düştü yine. Dönünce geriye, gördü cehresini yine. Yine o sonsuz uçurumun dibinde. Güneşin yalanı kesti sırtını hiç uzaklaşamadığı tanıdık siyahın karanlığı içinde, meleklerin yürümeye korktukları zihninde.
4 Comments:
Tek kelimeyle 'Harika'. Ellerine, en çok da yüreğine sağlık...
Sevgiler. :)
Etkiliyosun beni yazılarınla.. Hep yaz .)
Neredesin? Varlık gösterme zamanı artık.
yazmak sana yakışıyo..
Yorum Gönder
Links to this post:
Bağlantı Oluştur
<< Home